![]() |
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
ıbretlık hıkaye | Kategori: İbretlik Hikayeler Yazılma: 21.11.2007 | Okunma: 225 | Yorumlanma: 0 ılkokulu bitirip kursa gelmişti. Ailesi kendi isteğiyle >geldiğini söylemişti. Kayıt yapmak için adını sorduğumda: > >-Fatma , dedi. Hiç de çekinmeyen bir tavırla... Ve ekledi: >-Eğer hafız yaptırmazsanız kayıt yaptırmak istemiyorum . Böyle tehdit >edercesine konuşması onu yaşından daha olgun gösteriyordu. Tebessümle: > >-Korkmayın küçük hanım siz isteyin hafız da yaparız, hoca da... O küçük >gözlerinin içi parıldadı birden. Annesi: > >-Hoca hanım kusuruna bakma hele sen, ille de hafız olacam der de başka bir >şey demez. Bizim köyün hocasından duymuş. Peygamberimiz hafız olanlara >cennette taç giydirilecek demiş herhalde. Siz daha iyi bilirsiniz ya köylü >kafası, biz de bu kadar duyduk anladık. Bu da çocuk işte . > >-Tabi teyze ne demek, keşke herkes sizin gibi duyduklarından etkilense de >teslim olsa... Siz hiç merak etmeyin kızınız önce ALLAH'a sonra bize >emanet. >Kadıncağız elime yapıştı, öpecekken geri çektim, utandım. Tuttum, ben onun >elini öptüm. Gözleri yaşardı. > >-Hoca hanım bu eller, gözler hep günahlı asıl sizinkiler öpülmeye layık . > >-Estağfirullah teyze , dedim. O ahirette belli olur. > >Bu konuşmadan sonra kaydını yaptığım Fatıma'nın Erzurumlu olduğunu >öğrendim. Bir an düşündüm. "Küçük nasıl kalacak bu kadar zaman >buralarda"... >Zaman ilerledikçe Fatıma'nın edepli tavırları daha da çok etkiledi beni. >Azimliydi. Geceleri uykusunun arasında ayetleri sayıklarken görüyordum çoğu >kez... Böyle devam ederken arada bir bana gelip sorular soruyordu. Bir gün: > >-Hocam hafız olmak için Kur'an ı bitirmek mi lâzım diye sordu. Ben de: > >-Tabiiki hepsini ezberleyeceksin ki hafız adını alacaksın . Bu cevabıma çok >üzülmüş gibiydi. Birşeyler demek istiyordu sanki... Teşekkür etti ve döndü >arkasını gitti. Derslerim arasında onlara sürekli Kur'an ezberlemekle işin >bitmeyeceğini mutlaka içindekileri uygulamanın gerektiğini hatırlatıyordum. > >Talebelerden biri: >-Hocam , dedi. Fatma'nın annesi ona abdestli olmayanın hafızlara >okunamayacağını söylemiş doğru mu diye sordu.Çok ilginçti doğrusu. MaşALLAH >dedim. Osmanlı zamanında atalarımız Kur'an'a ve hafıza kıymet >verdiklerinden öyle yaparmış dedim. Çok hoşlarına gitmişti bu iş. Hepsi >adeta kendilerini >ulaşılması zor, kasa içindeki altın gibi görüyorlardı. Görsünler dedim >içimden, bu yaşta buralara gelmişler. ALLAH'ın kelamını ezberliyorlar, >onlara fazla görmem bunu. > >Bu arada Fatma ara sıra rahatsızlanıyor ve revirde yatıyordu. Zaman >geçtikçe Fatma'nın morali ve sağlığı daha da çok bozuluyordu. Bir gün >dersini 2 kez >aksatınca sordum. > >-Ne oldu yoksa anneni mi özledin > >-Hayır , dedi. > >-Neden moralin bozuk Sık sıkta hasta oluyorsun dedim. >-Yanlış anlamayın, inan ki annemi özleyipte gitmek istediğim yok. Burayı >çok seviyorum. ALLAH'ım'dan çok korkuyorum. Buraları terk edersem bana >ahirette >hesabını sormaz mı > >Bir şey diyemedim. Suçlu bile hissettim kendimi. O küçük kalpte bu ne >imandı Ya Rabbi! Onu hayranlıkla izliyordum. > >Bir gün çok rahatsızlandı. Doktora götürmek zorunda kaldık. Bir çok >tahlillerden sonra arkadaşım olan doktor hanım: > >-Hoca hanım derhal bu talebeyi ailesinin yanına gönder dedi. şaşkınlıkla: > >-Neden diye sordum. Bana: > >-Belki üzülecek hatta inanmayacaksın ama bu talebe "Kanser". > >Adeta başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Sanki her tarafıma Rabbimin >Rahmet sıfatı tecelli etmiş, şefkat sarmıştı. Hastahaneden ayrılırken >Fatma'ya hiç bir şey diyemedim. Oysa anlamış gibi bana sorular sorup >dikkatimi dağıtmaya çalışıyordu. Kulağıma eğilerek "-Hocam" dedi. Azrâil >insanların canını >alırken nasıldır > >Ağlamamak için zor tuttum kendimi: >-Güzel bir surettedir, mü'min kullara , dedim. Sevindi, sanki mırıldandı: > >-Belki hafız olamam ama Elhamdülillah mü'minim diye. şimdi anlamıştım bana >önceden sormuş olduğu soruyu. Demekki hastalığını biliyordu. Hafız olmak >için >Kur'an ı bitirmek gerektiğini söylediğimde neden üzüldüğünü şimdi >anlamıştım. Bir kaç gün sonra eşyalarını hazırlamaya başladık. Çünkü >dayanılmaz acılar içinde olduğunu görüyorduk. Evine gitmesi gerekiyordu. >Ailesi geldi. Fatma yanıma gelerek: > >-Bana kızmadınız değil mi Eğer söyleseydim belki kursa almazdınız . > >-Ne demek nasıl kızarım sana dedim. Hem sonra sakın üzülme hafızlığımı >bitiremedim diye. Bu yola girdin ya. Rabbim seni hafızlar zümresinden >yazmıştır >ınşaALLAH , dedim. Öyle sevindi ki sarıldı boynuma; > >-Gerçekten ben şimdi hafız sayılır mıyım Anne bak duydun değil mi > >Ya Rabbi bu ne aşktı. Rabbimin hikmeti tecelli etse de iyi olsaydı şu Fatma >ne güzel bir kul olurdu. Böylece Fatma'yı Erzurum'a uğurladık. Çok geçmedi. >Bir iki >hafta sonra ailesi ağırlaştığı haberini verdi. Bu bir iki hafta içinde >ondan iki mektup almıştım. Bana hep hafızlık tacını merak ettiğini, >rüyalarına bile >girdiğini yazıyordu. Bir gün sabah namazından sonra telefon çaldı. Fatmanın >annesiydi karşımdaki ses. > >Ağlamaklı bir sesle: >"-Hoca hanım Fatma'yı uğurladık. Rica etsem bir hatim okurmusunuz" deyince >bende dayanamadım ağlamaya başladım. Annesi beni teselli edercesine >telefonu kapatmadan: > >-Size ölmeden önce şunu söylememi istedi , dedi. >Hıçkırarak: > >-Anneciğim hocama söyle Azrâil söylediğinden de güzelmiş . > >"Ey Rabbim senin kelamın için yanıp tutuşan, yoluna yapışıp kelamına >sımsıkı sarılan kulunu sen son nefesinde yalnız bırakır mısın hiç " > > > > >--------------------------------- _________________ GİDEN GİTMİŞTİR GİDERKENDE BİTMİŞTİR Bu Kategorideki Yazılar: < Kur’an ve destanlar döneminden bir destan || bır kalpte 5 sevgı >
Bu yazıya yorum yapılmamış. |
![]()
Dini Hikayeler (156) |
![]() powered by Hasta Blog v2
|
![]() |