![]() |
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
Yazılma: 17.03.2008 | Okunma: 262263 | Yorumlanma: 0 küçücüğüm aynı Sokakta Oturuyorduk, Adı Esrarengiz herkes Onun Hakkında Farklı Şeyler Söylerdi hepsi Nedensiz, Hepsi Sebepsiz kirli Sakalları Vardı, Kahverengi Gözlüğü, Kumraldı ben Nefret Ederdim Ama Mahallenin Bütün Kızları Ona Hayrandı bir Gün Onunla Yolda Karşılaştık, Çok Güzel Bir Yüzü Vardı o An Kalbimi Söküp Atasım Geldi, Çünkü Deli Gönlüm O An Onun Aşkıyla Alevlendi artık Uyumak Yerine Sürekli Onun Evini Izliyordum onunla Karşılaşabilmek Için Akşam Saatlerce Kapılarda Duruyordum bir Akşam Onu Yolda Gördüm, Bi Dakika Bakarmısın Dedim acelem Var Küçüğüm Dedi. Sanki Bana Aramızdaki Yaş Farkını Hatırlattı eve Gidip Ağladım. ertesi Gün Eve Girdiğini Gördüm hemen Gittim Ve Kapıyı Çaldım açtı, Ne Var Küçüğüm Dedi adımı Bile Söyleyemedim, Sadece Seni Seviyorum Dedim gülümsedi Cevap Bile Vermedi, Evet Dedim ne Evet Dedi, Konuşmadım Ve Koşarak Dışarı Çıktım daha Sonrada Bir Ay Boyunca Evden Çıkmadım bir Gün Arkadaşlarla Evde Otururken, Mahalleye Sirenler Içinde Bir Ambulans Geldi o Günü Hiç Unutmam, Ambulanstan Alel Acele Inenler Hızla Onun Evine Girdi bütün Mahalle Aşağı Indik Ve Seyre Daldık bir Kaç Dakika Sonra Onu Sedyeyle Dışarı Çıkardılar önümden Geçerken Ben De Seni Küçüğüm Dedi Ve Gözleini Yumdu. donup Kaldım Çünkü Herkes Bana Bakıyordu eve Doğru Koşmaya Başladım, Göz Yaşlarım Durmadan Akıyordu eve Vardım, Annemler Ondan Bahsediyordu. ailesi Yokmus, Kendi Gayretiyle Bu Yaşa Gelmis, Okumuş sevdiği Bir Kız Varmış, Ailesi Vermeyince Kız Kaçmış ama Kaçtığı Gün Ölmüş bir Süre Sonra Yine Sevmiş, Ama Ne Yazık O Da Ölmüş kimi Sevdiyse Ölüm Ayırmış, Sanki Onun Sevgisi Azrailin Ölüm Fermanıymış bazan Hiç Nedensiz, Durup Dururken Ağlıyormuş uyurken Baş Ucunda Bir Kağıt, Bir Kalem, Birde Fotoğraf Duruyormuş bir An Önce Ölebilmek Için Sanki Dua Ediyormuş intihar Edip Hastaneyi Aramış polisler Evinin Duvarında Küçüğüm Yazısını Bulmuşlar X 2 küçüğüm Sende Ölme, Küçüğüm Sende Ölme Yazıyormuş ![]()
Yazılma: 04.03.2008 | Okunma: 338339 | Yorumlanma: 0 Hızır Olduğunu Söylerim Ramazan... Cuma günü... Cuma vakti... Cami... Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde... Girenlerin arasında... O... Hızır... Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor... Hızır'ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta... Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu ha uyuyacak. Hızır a.s. adamı dürtüklüyor: - Uyuyacaksın, der. Adam: - Uyumam, beni rahat bırak. Hızır a.s. ses etmez, ancak ezan okundu okunacak, adam ha uyudu ha uyuyacak, bir daha dürtükleyerek: - Uyuyacaksın dedim, der. Adam: - Ben de sana uyumam, beni rahat bırak dedim. Rahat bırak beni. Rahat bırak yoksa, Hızır olduğunu söylerim. Buradan çıkamazsın. Bu kalabalık sakalında bir tel bırakmaz. Hızır a.s. susar ve gözlerine kapar, boynunu büker ALLAH'a yönelerek: - Ya Rabbim! Bu nasıl iştir. Bu kulun benim kim olduğumu bildi. Bu nasıl iştirki bendeki listede bunun ismi yok. Cevap gelir:
Yazılma: 03.03.2008 | Okunma: 311312 | Yorumlanma: 1 Değerli okurlar İslam dininde ben müslümanım diyen bir insanın hiçbir kimsenin kendisinden incinmemesi gerekir.Bunun en iyi örneğini Hz. Âdemin oğlu Habil de daha net görülmektedir. Çünkü Habil gerçek kulluk bilincine erişmişti. Bir insan ben müslümanım dediği zaman herkesin emin olduğu kimse görünümünden olmalıdır. Herkesin gıpta ile baktığı kimse olmalıdır. Devletine milletine bağlı kimse olmalıdır. Maalesef bu günkü görüntümüz hiç de iç açıcı değildir. Bu günkü din anlayışı maalesef ideolojilere teslim olmuştur. Kimisi din adına kimisi dil adına kimisi de makam uğruna kendi insanını yok etme çabasındadırlar. Attığı bombanın kimleri parçaladığını farkından olmadan kendi ideolojisi için çırpınıp durmaktadırlar. Bunların bir müslüman ülkesinde olması çok düşündürücüdür. Yüce Allah bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır. (Ey Resulüm) Allah;ı zalimlerin yaptığı şeylerden sakın habersiz zannetme ancak Allah onları içinde gözlerin (dehşette) belereceği bir güne erteliyor. İbrahim.14/42. İşte Yüce Allah bu ayetle kimin ne yaptığını bildiği halde onların yaptıklarını hesabını ahirette sorulacağını bizlere böyle emretmektedir. Bu gün kendisini müslüman olarak tanımlayanlar yaptığı tüm kötü işlerden bir gün hesabının olduğunu da çok iyi bilmeliler. Ben Müslüman diyen bir kimse bu dünyada kendi sorumluluklarını çok iyi bilmelidir. Kendisine verilen kulluk görevinin idraki içinde yaşaması gerekir. Bunun bilincine ermesi için Yüce Allah’ın mesajını çok iyi kavraması lazım. Maalesef bu günkü görülen birçok şiddet olaylarından kendisini müslüman zanneden dinden haberi olmayan cahil insanlardan kaynaklanmaktadır. Çünkü bizler Kur;anın bilgisiyle bütünleşmediğimiz için tam anlamıyla bilgi kemaline erişemedik. Yüce Kitabımız Kuran müslümanı eğiten kitaptır. Kur;anın eğitimini almamış olanlar bu dünyanın çıkmaz sokaklarından çırpınıp dururlar. Bu yüzden Kur;anın bilgisiyle bütünleşmeyen müslümanlar Sevgili peygamber efendimizin bizlere verdiği mesajın bilgisine asla erişemezler. Zaten bu güne kadar olan bölünmelerin sebebi de bunun göstergesidir. Kur;anın eğitiminden yoksun kalanların bazen ideolojileri için bazen de kendi çıkarı için bu aldatıcı dünyanın menfaatlerine yenik düşerek birbirlerine din adına acımasızca davranmaktadırlar. Yüce Allah başka bir ayeti kerimde kötülük yapanları şöyle aşağılamaktadır. Yeryüzünde fesat çıkaranlar işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt onlarındır. Rad.13/25. Yüce Allah yeryüzünden kötülük yapanları böyle lanetlemektedir. Çünkü Yüce Allah şiddeti ortadan kaldırmak için bu yüce dini göndermiştir. Bu gün şiddeti kendisine yol yapmağa çalışanlar başkalarına kul köle olanların ta kendileridir. Bunun nedeni Kur;an anlayışın hâkim olmayışından ortaya çıkmaktadır. Çünkü Kur’anın bilgisiyle yoğrulmayan insanoğlu içindeki şeytanın dürtüsünün galip gelmesi demektir. Tüm kötülüklerin ana kaynağı Kuranın bilgisinden uzaklaşmasından meydana gelmektedir. Bu gün bile bilgi çağından halen bu yaklaşımlar sürdürülüyorsa bu insanoğlunun cehaletin kollarından kendisini kurtaramamasından kaynaklanmaktadır. Bunun tek nedeni insanoğlunun Allah tarafından kendilerine gönderilmiş mesajın bilincine tam olarak erişememiş olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer bizler Yüce Allah’ın gönderdiği mesajın bilgisine erişmiş olsaydık Yüce Allah;ın insanoğluna bu dünyada verdiği değeri başka hiçbir varlığa vermediğini rahatlıkla görebilirdik. Çünkü Yüce Allah insanoğlunu yeryüzünün halifesini yapmakla şereflendirmiştir. Maalesef Allah’ın mesajını tam olarak anlamayan insanoğlu bu şerefli makamın hakkını bazen tam olarak yerine getirmemektedirler. Çünkü aldığı mesajın bilincine erişmediği için bu dünyanın aldatıcı çarkların dişlerine kendisini kaptırmış dişlerin arasından çırpınıp durmaktadırlar. Bunun başlıca nedeni bu dünyanın nimetlerinden yaralanırken adaletsizce bir paylaşımın peşinden gitmesi sonucu ortaya çıkmaktadır, yani başkaların hak hukukunu gözetmeden kendi çıkarı uğruna haksız yolara başvurarak bu yolda çıkarını elde etmektedirler. Bunun en büyük nedeni Yüce varlığın emirlerini tam olarak algılamayışından dolayı o Yüce varlıkla tam bütünleşmediği için Ona karşı kulluk görevlerini ihlal etmesinden kaynaklanmaktadır. Bunun sonuncu olarak Allah tarafından kendilerine gelen mesajın bilincinden uzak bir anlayış içerisine girerek herkes kendi algıladığı din anlayışın penceresinden yola çıkarak din diye benimsediği ideolojilere hizmet etmelerinden meydana gelmektedir. İdeolojilere yenik düşmek demek içimizdeki şeytanı dürtünün meydana çıkması demektir. Bu insanoğlu için çok kötüdür. Çünkü bu insan için sonun başlangıcı demektir. Zaten bu güne kadar olan tüm kötülüklerden bu anlayışların hâkim olmasından ileri gelmiştir. Yaşadığı toplumlardan söz sahibi olan kimselerin şeytani dürtülerin ağır basması sonucu kötülüklerin çoğalmasına neden olmuşlardır. Bu çok hatalı olan yaklaşımlar bilgi eksikliğinden meydana gelmektedir. Saygılarımla haydar AKGEYİK | | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
Yazılma: 22.02.2008 | Okunma: 322323 | Yorumlanma: 0 Ashab-ı Kiram’dan Cabir r.a. Hazretleri anlatıyor: Rasulullah s.a.v. bizi bir müfreze (askeri birlik) ile göndermişti. Başımıza da Ebu Ubeyde’yi komutan tayin etmişti. Kureyş’e ait bir kervanı ele geçirmekle vazifeliydik. Azık olarak da bize bir dağarcıkta hurma verilmişti. Başka azığımız yoktu. Ebu Ubeyde, bize birer tane hurma veriyordu. - O bir hurmayı ne yapıyordunuz? diye sorulunca dedi ki: - Çocuğun emmesi gibi o hurmayı ağzımızda tutup emiyorduk. Sonra da üstüne su içiyorduk. Bu bize bir gün bir gece yetiyordu. Değneğimizle ağaç yapraklarını çırparak, düşen yaprakları su ile ıslatıp yiyorduk. Böylece yolumuza devam ettik. Deniz kıyısına vardık. Deniz kıyısında büyük bir kum tepesi gibi bir şeyin yükseldiğini gördük. Yanına vardığımızda kıyıdaki şeyin anberbalığı (balina) denen hayvan olduğunu gördük. Ebu Ubeyde önce: - Bu leştir, dedi. Sonra da şunu söyledi:
Yazılma: 13.02.2008 | Okunma: 408409 | Yorumlanma: 0 ![]() İslam âlimlerinin büyüklerinden Abdullah bin Mübarek, birkaç koyun otlatan bir çocuk gördü. Ona acıdı. ( Zavallı Çocuk!.. Küçük yaşta çobanlık yapıyor. Büyüyünce ALLAHü teâlânın ibadet ve marifetine nasıl kavuşur) diye düşündü. (Gidip çocuğa ALLAHü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim) diye, çocuğun yanına geldi ve aralarında şu konuşmalar geçti: - Evladım, ALLAHü teâlâyı bilir misin? - Kul sahibini nasıl bilmez!.. - ALLAHü teâlâyı ne ile biliyorsun? - Bu koyunlar ile. - Bu koyunlar ile Onu nasıl biliyorsun? - Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunları koruyucu birisi lazımdır ki, bunlara su ve ot versin! Kurttan ve diğer tehlikelerden korusun. Bundan anladım ki, bu âlemdeki her şey, insanlar ve cin, bu hayvanlar, canavarlar, kanatlı kuşlar yaratıcısız olamazlar. İşte bu koyunlar ile, ALLAHü teâlâyı böylece bildim. - ALLAHü teâlâyı nasıl bilirsin? - Hiçbir şeye benzetmeden bilirim. - Böyle olduğunu nasıl bildin? - Yine bu koyunlardan. - Nasıl yani?
|
![]()
Dini Hikayeler (156) |
![]() powered by Hasta Blog v2
|
![]() |