İki Göz Cehennem Ateşi Görmez | Kategori:Dini Hikayeler Yazılma: 13.04.2008 | Okunma: 425 | Yorumlanma: 0 ALLAH Rasulü buyuruyor: “İki göz cehennem ateşi görmez: Düşmana karşı nöbet bekleyen ve ALLAH korkusundan ağlayan gözler.”
Efendimiz
s.a.v. bu ve benzeri hadisleriyle, dışa karşı mücadele ve mücahede eden
insanın bu durumuyla, içe karşı mücadele yapan ve nefsiyle yaka paça
olan, bu yüzden de gözyaşı döken insanın amelini aynı mütalaa ediyor.
Diğer
bir hadîs-i şerifte: “Sinek başı kadar bile olsa, gözünden ALLAH
korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan
hiçbir mümin kul yoktur ki, ALLAH onu (ebedi) ateşe haram etmesin.”
Yine
Efendimiz'in buyurduğu gibi, memeden çıkan sütün tekrar geriye dönmesi
nasıl imkansız ise, ALLAH korkusundan ağlayan gözün cehenneme girmesi o
derece imkansızdır. ALLAH yolunda üstü başı toz toprak içinde kalan bir
insanın durumu da bundan farklı değildir. Çünkü ALLAH Rasulü, bu toz ve
toprağın cehennem ateşiyle asla bir araya gelmeyeceğine dair birçok
beyanda bulunmuşlardır.
ALLAH Rasulü de Ağlamıştı
ALLAH
Rasulü de dünyaya gelirken ağlamıştı. Ama onun ağlayışı bir başkaydı.
Figanında “ümmetim, ümmetim!” feryadı duyuluyordu. Elini açtığı zaman:
“Ürpermeyen kalpten, ağlamayan gözden sana sığınırım ALLAHım” diye dua
ederdi.
Bir gece teheccüde kalktığında “Göklerin ve yerin
yaradılışında, gece ve gündüzün ayrılmasında, aklı başında kimseler
için gerçekten açık ibretler vardır.” (Âl-i İmran, 190) mealindeki
ayet-i kerimeyi okuduğu zaman hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı.
Savaş
meydanlarında O'nun gibi cengâver biri yoktu. Korku nedir bilmezdi.
Cihad esnasında Sahabe daraldığı zaman, Efendimiz'in yanına
sığınırlardı. Fakat O nerede bir kalbi kırık görse oturur çocuk gibi
ağlar, etrafını da ağlatırdı.
Bir keresinde Kızı Zeyneb'in
çocuğu hastayken kucağına almış, ağlamış ve şöyle demişti: “...Bu,
ALLAH'ın merhametli kullarının gönüllerine koyduğu rahmettir. Cenab-ı
Hak, bu rahmeti kullarından şefkatli olanlara ihsan eder.”
Bir
gün hutbede şöyle hitab etti: “ALLAH'a yemin ederim ki, eğer benim
bildiğimi bilseydiniz, çok ağlar, az gülerdiniz.” Hadisin diğer
kaynaklardaki devamında: “Zevcelerinizin yataklarını terk eder,
dağlarda ve çöllerde çığlık çığlık ALLAH'a yalvarırdınız.”
Bu sözleri duyan sahabilerin hepsi başlarına cüppelerini çekmiş, ne olacak halimiz diye ağlaşıyorlardı