Namaz Kılan Askerin Müthiş Cevabı | Kategori:İbretlik Hikayeler Yazılma: 13.02.2008 | Okunma: 428429 | Yorumlanma: 0 Bir asker,namaz kılan (en zor şartlarda bile terk etmeyen) diğer askere sordu: Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz ? Niçin kendini zahmete sokup her gün 5defa namaz kılıyorsun. -Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterdi: -Şu insan; niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. 'yat'dese yatıyor, 'kalk'dese kalkıyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan birinsan değil mi?' Diğer asker cevap verdi: -'Evet! O da benim gibi birinsan ama rütbesi var,omuzun da yıldızı var'
Namaz kılan askerin cevabı müthişti: '-Ey arkadaş!Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini tespih tanesi gibi kudret eliyle çeviren birzata niçin itaat etmeyeyim? Niçin namaz kılıp emrini yerinegetirmeyeyim?
| | yorumları okumak veya yorum yazmak için tıklayın..
Baykuşun kıssası Hayat-ül hayvan kitabında bildiriliyor ki: Süleyman
aleyhisselam bütün hayvanlarla konuşurdu. Bu onun mucizelerinden
biriydi. Gökte tahtı ile gezerdi. Bir gün baykuş Süleyman aleyhisselama
selam verdi. Süleyman aleyhisselam selamını alıp ona sordu ki: - Niçin buğday yemezsin? - Âdem aleyhisselam onun yüzünden Cennetten çıktığı için. - Niçin su içmezsin? - Nuh aleyhisselamın kavmi suda boğulduğu için. - Niçin hep harabelerde bulunursun?
Eyy Nefsim.. | Kategori:İbretlik Hikayeler Yazılma: 12.01.2008 | Okunma: 319320 | Yorumlanma: 0 İbn-i Meleki namaz kıldığı mescidde 30 sene hep aynı yerde durarak
namaz kılmıştı.Birgün cenaze sebebiyle mescid çok kalabalık olmuş ,
İbn-i Meleki de kalbinden
"seni her zaman namaza durduğun yerde göremeyecekler "diye geçirdi.
Bu düşünce kalbine gelir gelmez birden ayrılmış
" Ey riyakar nefsim ! Demek sen 30 senedir insanların seni görmesi için namaz kıldın ha!"diyereknefsini ithama başlamıştı.
Daha sonra ihlassız kabul ettiği bu 30 yıllık ibadetini yeniden kıldı.
İşte
İslam büyüklerinin ihlas anlayışları böylesine ince ve yüksekti.Kendi
nefislerinde ALLAH rızasına aykırı gördükleri en küçük bir hali bile
affetmezlerdi..
TIK TIK TIK... | Kategori:İbretlik Hikayeler Yazılma: 30.12.2007 | Okunma: 329330 | Yorumlanma: 0 Çok sevdiğim halde uzun yillardir göremediğim bir arkadaşımdı. Evimizin eskiyen koltuklarını tamir ettirmek için gittiğim marangozda karsılaşınca, büyük bir sevinçle kucaklaştık. Hâl hatır sorduktan sonra:
- Nerelerdesin yahu? diye çıkıştım. Seni öldü zannettim.
Şaka yollu söylediğim bu sözler karşısındada birden ciddileşti. Rengi limon gibi sararmış, canıda iyiden iyiye sıkılmıştı. Hemen yanı başında duran biçilmemiş vaziyette duran ahşaba elinin tersiyle vurup:
- Şeytan kulağına kurşun, dedi. Bu ne biçim lâf birader? Daha altmışına varmadan ölümden bahsetmek de ne oluyor?
Ben, olup bitenleri anlamaya çalışırken, o da işi garantiye almak istemiş olacak ki, ayni işlemi tekrarladı:
- Tık, tık, tık. Şeytan kulağına kurşun.
Dükkanın sahibi olan marangoz bizden hayli uzakta bulunduğu için konuşulanlardan habersizdi. Çalıştığı makineyi bir ara durdurdu ve yanımızdaki çırağına:
-
Dursuuuun!.., diye seslendi. Beyefendinin parmağıyla vurduğu ahşabı
getir de, bu gün trafik kazasında ölen o gencin tabutunu hazırlayalım...
Aynaların Sırrı | Kategori:İbretlik Hikayeler Yazılma: 03.12.2007 | Okunma: 20632064 | Yorumlanma: 1 Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir dükkana girerek;
- Hatıra eşya almak istiyorum, demiş.Ne tavsiye edersiniz?
Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp:
- Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya güç ister.
Adam, hiç düşünmeden:
- Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için para önemli değil.
İhtiyar, dudak büküp:
- İnşaALLAH gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları.
Adam, ses tonunu iyice yükselterek:
- Benim elde edemeyeceğim şey yoktur!..diye direnmiş. Fiyatları ne kadar?
İhtiyar adam:
-
Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal
fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır.Hele hele antikalara
gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek
beğenmezsin.
Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından
çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı
adamın koluna girip,dükkanın arka bölümüne geçmiş.
Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek:
- Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş.Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır.
Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra:
- Bunun bir özelliğini görmedim, demiş. Evimde de bundan üç dört tane var.
- O halde bu aynaya bak!.. demiş. Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır. Fiyatı ise yüz kese altındır.
Adam:
- Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş.Böyle basit bir ayna,on altın bile etmez.
İhtiyar adam:
- Ben sana söylemiştim!.. diye kızmış. İsterseniz vazgeçin.
Adam,
iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamakiçin kendini zor zaptetmiş.
Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun yirmibeş yıl
önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran beyaz saçlar
varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin çizgiler.
Adamın
aynaya takılan gözleri, biraz sonra fal tşı gibi açılmış. Çünkü
aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından,sevdikleri geçiyormuş
birer birer.
Büyük bir dehşet içinde:
- Aman ALLAH'ım!.. diye bağırmış.Bu geçen,kız kardeşim değil miydi? Hem de henüz kanser olmadan önce.
Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrekasır önceki halleriyle.
Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan. İhtiyar, ona sokulup:
- Bu işten vazgeç!. demiş.Zaten bir çok insan da öyle yaptı.
- Hayır!. diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de.
- Peki!. demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder.
Adam,oraya
doğru ilerlerken,korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını yenemeyip aynaya
baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış. Yedi sekiz yaşlarında
bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü, incecik, dişleri dökük ve
saçları dağınık bir çocuk.
- Aman ALLAH'ım!.. diye bağırmış. Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan bile duruyor.
Adam,
biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu sefer,
30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden. Daha
sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca yaptığı gibi,
öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, er zamanki şakacılığıyla,
ensesine bir şaplak atmış yavrusunun.
Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış ağlayarak.
Yaşlı adam:
- Gerçek aynalar böyledir evladım!.. demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz onlara.
Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkandan atmak istemiş kendini. Fakat tam çıkacakken:
- Bedava aynalardan söz etmiştiniz, demiş. Onu da merak ettim.
İhtiyar adam:
- Ona hiçbakma evlat!. diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin dayanmaz.
- Mutlaka bakmalıyım!. diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık alıştım.
Yaşlı
adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı olarak,
dükkanın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip:
- İşte bu da geleceğin aynası!. demiş. Çerçevesi altından olup bedavadır. Ama onu hiç kimse almadı.
Adam:
- Geleceğin aynası ha!.demiş.Üstelik de altından ve bedava...
İhtiyar,
hiç sesini çıkartmamış. Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru ilerlemiş
ve bakmak için yere eğildiğinde oracığa yığılıp kalıvermiş.
Yaşlı adam:
Geleceğin
aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı olman
gerekirdi evladım, demiş. Senin de gücün yetmedi demek ki...
İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun aynadaki görüntüsüne bakmış.