powered by HastaBlog
 
Dini Hikayeler
Kalbime Sevgisini Doldurmuş | Kategori: Dini Hikayeler
Yazılma: 03.06.2008 | Okunma: 431 | Yorumlanma: 0


En büyük şükrü, en büyük nimete yapmalıyız, o da iman nimetidir. Bağdat’ta, bir duvarın dibinde bir adam görürler, gözleri ama, el ve ayak felç, yüzü cüzzamlı, ama sürekli olarak Rabbine hamd ve şükrediyor.


İNANIYOR MUSUN? | Kategori: Dini Hikayeler
Yazılma: 28.05.2008 | Okunma: 396 | Yorumlanma: 2
Adamın biri her zaman yaptığı gibi sac ve sakal tıraşı olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar. Değişik konular üzerinde konuştular. Birden ALLAH ile ilgili konular acildi...

Berber:

—   Bak adamım, ben senin söylediğin varlığına inanmıyorum.

Adam:

—Peki, neden böyle diyorsun?

Berber:

—Bunu açıklamak çok kolaydır. Bunu görmek için dışarıya çıkmalısın. Lütfen söyler misin, eğer ALLAH var olsaydı, bu kadar çok sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu? Terkedilmiş çocuklar olur muydu? ALLAH olsaydı, kimse acı çektirmez, birbirini üzmezdi. ALLAH olsaydı, bunların olmasına izin vereceğini sanmıyorum...

Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek istemediği için cevap vermedi. Berber isini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı. Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü. Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki tras olmayalı uzun süre geçmişti. Adam berberin dükkânına geri döndü.

Adam:

—Biliyor musun ne var, bence berber diye bir şey yok

Berber:

—Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.


Kısa bir masal bu. | Kategori: Dini Hikayeler
Yazılma: 18.05.2008 | Okunma: 443 | Yorumlanma: 1
Evvel’in ve kalbur’un zamanları içinde, gece ile gündüzün bir biri ardına gelip-gitmesi sürecinde, dağların yeryüzüne bir kazık gibi çakıldığı,esen rüzgarın ve bulutların emre hazır beklediği,yüklü gemilerin denizlerde yüzüp gittiği, yeryüzüne çeşit çeşit canlıların yayıldığı minnacık küçüçük bir dünyanın içerisinde yaşayan bir topluma , bunların ALLAH’ın varlığını ispatlayan delillerin olduğunu söyleyen kimseler yaşarmış.

Bu kimseler hem yaşar,hem de şaşı kimselermiş(aynı yere bakan ama bakış yönü(metodu) aynı doğrultuda olmayan) aynı zamanda. (yaşamlarını)gecelerini gündüzlerine kattıran,duygularını fikirleriyle karıştıran,dertlerine derman aramayan ,emeklerini boğazlarından getiren,öncü olmaya çalışanlarına zulmeden,"halki zalim olan bu sehirden bizi kurtar,katindan bize bir sahip gonder,bir yardimci yolla''diyen zavalli cocuklar,erkekler ve kadinların sözlerine(çığlıklarına) muhattap olmayan bir nizamla hayatlarını geçindirmeye çalışırlarmış

Gel zaman – git zaman kötürüm güçler arzularına uyacak, kulaklarının hoşlarına gidecek,fikirlerinden saptıracak,bakışlarını şaşılaştıracak bir takım sözler söylemeye başlamışlar.(maide 49 bk)Tabiki bu şaşılar hemen bu söylenenlere kanmışlar.Hata kanmakla kalmamışlar kana-kanada kandırmışlar birbirlerini.En sonunda bu yaşarlar şaşı bakışlarıyla bir meydanda toplanıp bütün kendilerine yapılanların hesabını sormak adına ve onları yuhalamak için bir araya gelmişler ve başlamışlar sulogonlar atmaya


Bir çocuğun namaz kılma Öyküsü | Kategori: Dini Hikayeler
Yazılma: 01.05.2008 | Okunma: 714 | Yorumlanma: 0


Türkan Hanım dindar bir ailede büyümüştü. Annesi her fırsatta ona ve kardeşlerine namaz kılmalarını söyler, hatta kızarak onları uyarırdı. Türkan Hanım namazın kılınması gerektiğine inanır, ama yine de kılmazdı, çünkü kılmak nefsine zor geliyordu. Bazen başlar, sonra terk ederdi.

Evlendi ve çocukları oldu. Annesi her geldiğinde aynı şekilde namaz kılmaları için ikaz etmeyi sürdürüyor, o da ısrarla kılmamaya devam ediyordu. Çok istemesine rağmen bir türlü nefsine galip gelemiyordu. Bir gün arkadaşları ona oturmaya geldi. İçlerinden biri annesini de yanında getirmişti. Teyze çok mübarekti. Öyle tatlı konuşuyordu ki, onu dinleyenler saatlerce usanmazdı. Teyze bir ara namaz konusuna değindi. O anlatırken, Türkan Hanım annesini hatırlamış ve annesinin eski günlerdeki namaz ikazlarını düşünüyordu. Misafirler de teyzeyi zevkle dinliyordu.



işte ' NEY ' in hikayesi | Kategori: Dini Hikayeler
Yazılma: 13.04.2008 | Okunma: 530 | Yorumlanma: 0
Peygamber Efendimiz(s.a.v.) edindiği bir sırdan dolayı içi içini yerken,derin bir düşünce halindeyken,Hz.Ali(r.a) yanına geldi Efendimizin düşünceli halini merak edip sordu:
Ya Resulullah anam babam sana feda olsun,sizi böyle düşündüren,kederlendiren nedir?
Efendimiz O'na:

Ya Ali bu sırra dayanamazsın dedi.

Hz.Ali(r.a.) ALLAHU TEALA'nın arslanı ALİ,hemen büyük bir cesaretle:"Efendim anam babam size feda olsun ne olur söyleyin" dedi.
Efendimiz "Peki ya Ali" dedikten sonra açıklayınca sırrı Hz.Ali(r.a)'yi daha o dakika yüreğinde büyük bir sızı karşıladı ve "Efendim ben biraz dışarı çıksam müsade eder misiniz?" diye sordu ve çıktı...

Hz.Ali(r.a) artık kendinde değildi,ne olduğunu anlayamadı kendine,dünya üzerinde en çok huzur bulduğu mekandan uzaklaşıyor ve Mekke dışında çölde kurumuş bir su kuyusuna kadar koşa koşa gidiyordu.İçi feci şekilde yanıyor bu sırrı taşıyamıyacam diye kendi kendine kahrediyordu fakat yapamıyacaktı bağırmak geliyordu içinden ve kuyuya eğilerek bağırdı:HUUUUUUUU!!!...


< geri | | ileri >

 

ADS

Dini Hikayeler (156)
Komik Hikayeler (10)
Normal Hikayeler (170)
İbretlik Hikayeler (90)


ATEİST BİR ADAM (8351)
Çocugu sabah namazına kaldırmak (3832)
Yaşanmiş Gerçek Olay (2989)
iyilik ve kötülük..• (2248)
HIRS VE KİBİR (1831)
Gul Bahcesi (1819)
Aynaların Sırrı (1464)
Kalbe Giden Yol (1371)
İhtiyar adam ile ölüm (1242)
Bir kara gecedeyiz hepimiz... (1147)



Foruma Giriş Yap



Dini Gün ve Geceler
Evliyalar
Fıkıh Bilgileri
Mesneviden Hikayeler



Www.Muhabbetullah.Com forum

powered by Hasta Blog v2

Galeride resim bulunmuyor.
Zayıflama Diyet