Hala
anlatıyor, ALLAH ömür versin, selâmet versin.. Şimdi ezan okunmuş,
teheccüd ezanı galiba; teheccüd ezanı okunur okunmaz, evin kızı gitmiş
küçük bebeğinin burnunu sıkmış, kapatmış burnunu... E, uyuyan çocuğun
burnunu kapatırsan ne olur? Nefessiz kaldığı için çırpınır uyanır. Şap
şup şup yanaklarına vurmuş, öpmüş, çocuğu uyandırmış.
Şimdi bizim Hala da şakacı bir kimse, demiş ki:
"--Kız ne yapıyorsun, bebekten ne istiyorsun, ne diye rahatını bozdun zavallının?"
Demiş:
"--Ezan okunuyor, kalksın!"
"--Yahu altında bezi var, belki çişli, belki kakalı; yâni bu bebek namaz vaktinde kalkacak ne olacak yâni?.."
"--Olmaz." demiş.
"--Namaz kılmaz ki bu..."
"--Olmaz, kılmasa da kalkacak."
"--Niye?"
"--Beyim
kızar." demiş. "Bizim efendi bana kızar, kavga eder sonra benimle; niye
bebeği kaldırmadın diye." Sonra demiş, "Bebek böyle bu vakitte uyumağa
alışırsa, büyüdüğü zaman kalkamaz!" demiş.
Aferin aşkolsun,
çok hoşuma gitti yâni, ALLAH razı olsun... Evet, çocuk alışkanlığı öyle
alırsa; o zaman zor gelmez. Ama o vakitte, "Çocuktur, kaldırma!"
dersen, yalı kazığı kadar kocaman olduğu zaman, sana tepeden baktığı
zaman; sen onu ayağından sürüklesen, bando mızıka getirsen, kafasına
marş çaldırsan kalkmaz. Yorganı başından aşağı çeker, bir taraftan öbür
tarafa döner... Sen tabii utanırsın babayım diye, karını gönderirsin:
"--Hanım git, şunu uyandır! Kazık kadar oldu, sabah namazını kılsın." bilmem ne..
"--Yâ anne yâ, bırak yâ..." der o da, yorganı çeker başından aşağı, kalkmaz.
Neden? Kötü alıştığı için. Yani, o vakitte kalkmak lâzım.
çocuk çok tatlı yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bilmem sizin gözünüzde ne