![]() |
![]() |
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
ÇOCUKKEN BİR GEYİĞE TUTULMUŞUM | Kategori: Normal Hikayeler Yazılma: 15.07.2008 | Okunma: 9394 | Yorumlanma: 0 ÇOCUKKEN BİR GEYİĞE TUTULMUŞUM Tam olarak bilemiyorum ama,üç dört yaşlarında olsam gerek.günlerce geyik sayıkladığımı gören babamın sonunda sabrı tükenmiş.Mazı dağında bir geyik yakalatıp,düze indirtmiş.Mardin e getirtmiş. kaleye yakın yüksekce bir evde oturuyorduk.Evimizin hayatında üst kata çıkan dik basamaklı uzun bir merdiven vardı. merdiven altındaki yuvarlak kemerli,derince boşluğu bir kafes haline getirip,geyiği oraya yerleştirdik. Çatal boynuzları cilalanmış gibi parlıyor,yeşil çekik gözleri ağulu ağulu bakıyordu.Çok mutluydum.Her sabah erkenden kalkıyor, kafesin önüne geçiyor ve bıkmadan usanmadan onu seyrediyordum.Günler boyu sevdasına tutulduğum o geyiği seyrettim durdum. Daha sonra benden gizli,o geyiği hasretini çektiği yurduna geri gönderip,yerine DOLDURULMUŞ bir geyik koymuşlar. Bu değişikliği anlamayan ben,gene eskisi gibi geyiğin karşısına geçip saatler boyu onu seyrediyormuşum. Bende derin,sızılı bir iz kalan belki de ilk sevdam o geyiğedir.Demek sevda o denli bağlamış ki gözlerimi,canlısıyla,ölüsünü
Yazılma: 15.07.2008 | Okunma: 4243 | Yorumlanma: 0 Her bahar yaşıyorum bu acemiliği. Her bahar ayağım dolanıyor, başım dönüyor, bakışım çatallanıyor, ellerim terliyor. Acemiyim bu bahar yine. Ustaca karşılayamıyorum baharı. Tecrübemi konuşturamıyorum bi’türlü. Oysa, ustalaşmış olmalıydım. Acemi bir bahar karşılayıcısı olmak için mazeretim kalmamış olmalı. Kırbeşinci baharım bu. Kırkbeşinci olmasına kırkbeşinci ama adı üzerinde bu bahar ilkbahar. Hep “ilk” var başında “bahar”ın. “İlk” defa görüyorum bembeyaz coşkuyla köpüklenen denizler gibi hayata koşan ağaçları. İlk defa farkediyorum terütaze sevinçlerle varlığa uç veren lâleleri, papatyaları, menekşeleri. Pencere önüme kadar taşmış bir bahar karşılıyor beni. Kaçsam da yol kenarlarında yakalıyor beni gelincikler. Kızım bir kırçiçeği koparıp uzatıyor elime. Sadece çiçeklerin isimlerini saymaya boş vaktim oluyor. Lâle, sümbül, frezya.. Sarısı var! Eflatunu var! Kızılı da! Ah bir de kokuları! Mor salkımlar ise selam vermeden geçiyorum diye rayihalarıyla uzanıyorlar burnumun dibine kadar. Bu arada erguvanları da kaçırmamalı. Bir fıskiyeden fırlar gibi ağacın her yanına sarılan, budakları beklemeden, hiç nazlanmadan patlayıp duran o efsûnlu renkleri. Güllerin başında ise bir ömür beklemeli sanki. Yaprak yaprak güzellik dermeli. Bir de ıhlamurlar kokmaya başlarsa, ne ederim ben? İşim başımdan aşkın benim. Hangi çiçeğe, hangi ağaca, hangi kokuya, hangi renge tutunup da kalayım? Hangi güzelliğin yüzüne asılıp da durayım? Etrafımda her an hep yeni renkte hep yeni kokularda sürüp giden bir şehrâyin var. O kadar çok ki seyredilecek, üzerinde durup tefekkür edilecek yaratılış! Hakkını veremediğime yanıyorum baharın. Hep alacaklı kalıyor benden bahar. Onca güzelliğe bakış borçlanıyorum her defasında. Yanından bir göz ucu bakışıyla geçiyorum sadece. Tek bir lâleyi bile bir bahar boyu seyretmeye değer diyor dostlar. “Kırkbeşinci baharının ihtisasını lâleler üzerinde yap! Ama o kırmızısının tonunu ne bayrağa, ne bordoya ne pembeye benzettiğin renkteki o lâleye ayır vaktini. Altı yaprakla açıp da, sonra yapraklarını bir bir döküşündeki hüznü de seyret. Bir ömür yeter sana bu sevinç, bu hüzün.”
Yazılma: 15.07.2008 | Okunma: 8081 | Yorumlanma: 0 Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur diyorlardı. Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp 'çiftlik işlerinden anlar mısın?' diye sormadan edemedi çiflik sahibi. 'Sayılır' dedi adam, 'fırtına çıktığında uyuyabilirim'. Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boşverip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar: Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın
Yazılma: 03.06.2008 | Okunma: 202203 | Yorumlanma: 0 Şimdi 3 arkadaş var.Bunlar; Ali,Veli,Mehmet.köylerinden,kasabalarından kalkıyorlar Şama doğru bir yol alıyorlar.Amaçları İş bulup çalışmak.Tabi yolda epey bi yürüyorlar belirli bi süre yürüdükten sonra oturup dinleniyorlar.Bunlar dinlenirken yaşlı bir adam geliyor ve bunlara isimlerini sorar nereye gidyorsunuz diye.Bu 3 arkadaş da kendini tanıtır.Şama gidiyoruz derler.Yaşlı adamda derki Şamda ne işiniz var oraya niçin gidersiniz.Ali derki ben bi iş bulup hem çalışıp hem de evlenip yuvamı kurmak istiyorum der.Mehmet de derki ben de iş bulup çalışıp evlenip yuva kurup aileme bakacam der.Ali ise bende iyi bi eş bulmak için ve çalışıp yuvamı kurup aileme bakmak için gidiyorum der.Bunu üstüne yaşlı adam Mehmet ile Veliye der ki.Siz alın bu verdiğim şeyi yiyin yutun şehre geri dönün siz istediğiniz gibi olcaksınız der.Şama gitmenize gerek kalmayacaktır.Aliye ise derki olum sana vercek bişeyim yok.ALLAH c.c senin gönlüne göre bi eş nasip etsin der ve 3 arkadaş buradan geri döner.Aradan uzun zaman geçer.(Tabi bu arada bu 3 kişi yaşlı adamın dediği gibi olur zengin olurlar ve Ali de güzel,iyi bi eş bulur.)Yaşlı adam bu sefer başka kılıkta bunların olduğu yere gelir.Veli'nin kapısını tıklar ve kapıya hanımı çıkar evde kimse yok mu der yaşlı adam.Veli gelir ve der ne istiyon.Yaşlı adam olum der uzun yoldan geliyom karnım aç bana bi tas çorba, su verin der.Veli de derki benim kimseye verecek suyum çorbam yok der.Yaşlı adam bu sefer Mehmetin evine gider kapıyı çalar.Mehmetin eşi çıkar kapıya.Yaşlı adam derki uzun yoldan geliyorum bana bi tas çorba ile su verin der.
Yazılma: 03.06.2008 | Okunma: 136137 | Yorumlanma: 0 En büyük şükrü, en büyük nimete yapmalıyız, o da iman nimetidir. Bağdat’ta, bir duvarın dibinde bir adam görürler, gözleri ama, el ve ayak felç, yüzü cüzzamlı, ama sürekli olarak Rabbine hamd ve şükrediyor.
(1) 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 | ileri > Toplam Yazı: 425Toplam Yorum: 45 onaylanmış, 0 bekleyen Toplam Okunma: 53577 |
![]() Dini Hikayeler (151) Komik Hikayeler (10) Normal Hikayeler (169) İbretlik Hikayeler (87) ![]() Çocugu sabah namazına kaldırmak (1671) Gul Bahcesi (1035) ATEİST BİR ADAM (826) iyilik ve kötülük..• (790) Yaşanmiş Gerçek Olay (744) Kalbe Giden Yol (558) Bir kara gecedeyiz hepimiz... (494) HIRS VE KİBİR (492) Aynaların Sırrı (436) KIYMET BİLMEK (427) ![]()
Dini Gün ve Geceler Evliyalar Fıkıh Bilgileri Mahrem Konular Mesneviden Hikayeler Mezhepler Muhammediler Karanlıktan Sonsuz Nur'a..! Online Risale-i Nur Rüya Tabiri Sahabelerin Hayatı Tasavvuf Tefsir İlmihal İslam Tarihi İslamda Kadın |
![]() Powered by Hasta Blog
|
![]() |
evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat
